• ertan
  • purple
  • gündelik

RDG Network Blogs

all blogs in rdg network

  • Home
  • Contact
  • Log in

Günün birinde herkes metalci olacak!

August 1st, 2008

Şimdi bu kehanette neden bulundum ben durduk yere? Şöyle bir teori ürettim oturduğum yerden.. Popüler kültür gözünü alt kültürlere dikmiştir, onlarla beslenmeye başlamıştır. Alt kültürler popülerleşmeye başladıkça kendi alt kültürlerini yaratmakta ve insanoğlunun sonu her halükarda b.ka batmaktadır.

Kapitalizm bizi mahvetti arkadaşlar. 90larda dünya değişmeye başladı. İnsan her zamankinden daha aç; her an herşeyi tüketmeye, hiç durmadan yemeğe başladı. Etrafındaki herşeyi çiğnemeden yutmaya başladı.

90lar dönemsizliğin başlangıcı oldu. Çoğunluk buna uydu...

Can alıcı bir soru: bundan on yıl önce gerçek bir dövme gördünüz mü? Bu gün sokakta yürürken kaç gerçek dövme görüyorsunuz? Bu yüzlerce yıllık anlı şanlı sanat ve bu ruh artık sadece bir aksesuar merakına dönüştü. Televizyonda programı bile var. Ölen arkadaşının anısına g.tüne ağlayan kız dövmesi yaptırıyor. Ahah aynı yerimle güleyim ben bu yasa. Herşey ne kadar da yoz değil mi?

Bu aralar çok sık rastladığım bir prototipten bahsedeyim.Ahanda şu:

Ben bu tipe bir mana veremiyorum. Bu saç nedir? Gene bakıyorum da üç dakikalık bi uğraş ve kıyafete insaflı davranmışım. Artık çocuklar asi bile olamıyor! Kardeşim punk mı zannediyorsun kendini? Kafanın yanlarını kazıtıp o tepedeki dikilmiş saçları kırmızıya boyama cesaretin yoksa punk değilsin! Hayalgücü sıfır.

Gelelim herkesin metalci olacağı güne. O gün çok yakın.. Lakin dünyanın eeeeennnn büyyyüüük Metal grubu Metalika'nın konserine 30bin kişi gitti Türkiye gibi bir ülkede...

Metallica'nın gayet güzel şarkıları vardır. Hatta şimdiye kadar yapılmış en gaz şarkılardan bazıları Metallica'ya aittir. Mesela One, Seek & Destroy, Whereever I May Roam.. Ama bu şarkılar 1991'den sonra tükenmiştir. 91'den beri yapabildikleri en iyi şarkı Thin Lizzy'nin "Whiskey in the Jar" coverı olmuştur. Ve bugüne gelindiğinde artık Metallica ısrarla çok kötü şarkılar yapıp duran bir pop grubu olmuştur.Neden? Popüler kültürün bir parçasıdır. O neden? Çünkü Napster'a dava açmış ve müziği değil de sadece kendini umursadığını neredeyse ilan etmiştir. Çünkü MTV Metallica'yı icon seçerek (o da herneyse ) onurlandırmıştır. ( MTV'nin Heavy Metal'le alakası ne? Heavy metal popüler kültüre mi aittir, bir alt kültür müdür? O zaman MTV alt kültürlerin müzik kanalı mıdır? )

Çünkü Jason Newsted gibi gruptaki müzikten anlayan tek adam o grupta duramamıştır.

Türkiye'deki konseri izlemedim, ama DVDde izlediğim bir iki konserlerinde hiç de öyle söylendiği gibi olağanüstü müzikal performans görmedim. Hatta Dorock'ta çıkan Murder King daha iyi diyebilirim.

Kirk Hammet'ın Joe Satriani'nin öğrencisi olduğu söylenir durur. Ben Satriani'yi canlı izledim ve üzgünüm ama sadece onun öğrencisi olmuş olma sıfatından ileri gidememiş.

Ya para ve şöhreti seçip MTV ikonu Metallica olacaksın, ya da geldiğin en yüksek noktada baktın ileri gidemiyorsun, ortadan "Master of Puppets" albümünü yapmış Metallica olarak kaybolacaksın.

Haydi arkadaşlar, tüketmeye devam....

Posted in Rocker | 1 feedback »

Zeki Demirkubuz & Masumiyet & Kader & C-Blok

July 28th, 2008

Zeki Demirkubuz'un yönettiği üç film izledim.

Önce Masumiyet sonra Kader'i izleyin.

Masumiyet

Haluk Bilginer, Derya Alabora, Güven Kıraç. Bu filmde müthişler.Yusuf ablasının sevgilisini vurup, ablasını da yaralayarak hapiste on yıl kaldıktan sonra eniştesi ve ablasının evine giden saf bir adam. Evdeki gergin ortama dayanamıyor, bir otele gidiyor. Orada tesadüfen pavyonda şarkı söyleyip fahişelik yapan bir kadın ve onun p.vengiyle tanışıyor.

Diyaloglar ve özellikle kavgalar çok iyi. Etkileyici bir film.

Kader

Uğur, felçli babası ,mahalledeki bir delikanlıyla yatan annesi olan, Zagor'la gizli gizli buluşan bir kız. Zagor bir serseri. Bekir babasının halıcı dükkanında çalışan, sessiz kendi halinde bir genç. Bekir Uğur'la tanışıyor, ona aşık oluyor. Sonrası talihsiz olaylar zinciri :)

C-Blok

Bu filmi çok tutmadım. Fikret Kuşkan fena değil onun dışında içimi daraltmaktan başka bir etkisi olmadı.

Kocasıyla aynı evde iki yabancı gibi yaşayan, bunalımlı bir kadın var. Evdeki hizmetçi hiç konuşmayan hafif kaçık olan kapıcının oğluyla
münasebetsiz muhabbetler içinde:) Bu dörtlü arasında olan bitenler anlatılıyor filmde..

Posted in filim | Send feedback »

JUDAS PRIEST - 13 Temmuz 2008 - İstanbul

July 19th, 2008

Aradan bir hafta geçmesine rağmen konserin sarhoşluğunu atamadım ve uzun bir süre atabilecek gibi değilim. Boğazımdaki yanma sonraki günlerde gelen üşütmeyle sürüyor. Sen sessiz sessiz otur sonra birden bir şey olsun bir buçuk saat boyunca avazın çıktığı kadar bağır.. Olacağı bıdır.. Neyse ki kulaklarımdaki çınlama sadece bir gün sürdü:)

Aylar önce konserin olacağını duyduğumda gözlerim yaşarmıştı. Neyse ki konserde ağlama, gözleri bulandırıp Halford'u görememe gibi salaklıklar yapmadım. Ama ileri derecede heyecanlandığımı söyleyebilirim.

Ekşisözlük'te biri Kenan Doğulu konserinde ayılıp bayılan 15lik kızlar gibi hissettiğini söylemiş. Hah aynen öyle. Sonuna kadar katılıyorum. İnsana 30 yaşında 15lik gibi hissettirebiliyorlarsa bu adamlar gerçekten Metal'in tanrılarıdır.

Hayvani Nostradamus albümünden Prophecy'yle başladılar ve Halford nerde diye bakınırken sahnenin solundaki yüksek platformda ne şekilde belirdiğini göstermek açısından bizim konserden olmayan bir fotoğraf ekliyorum.

İşte ruh budur! Sonrasında kaç ceket değiştirdiğini farketmedim bile. Şuurumu kaybetmiş vaziyetteydim. Hele Painkiller esnasında toplu bir çıldırış sezinledim.

60'larına merdiven dayamış adamlar ama acayip performans, delice çalıyorlar ve Halford delice söylüyor.Yerlerinde durmuyorlar ve seyirciyle çok sağlam iletişim kuruyorlar. O sesi canlı duydum ya artık ben gam yemem ahah..

Bir şarkıda tahtla çıktı, bir şarkıda motorsikletle çıktı. Ulen Halford, ay lav yu Halford!!

Şurda fotoğraflar buldum

Şurda NTV röportajı buldum. Bu arada Banu Güven'i eli ayağı titremeden Judas Priest'le konuştuğu için tebrik ediyorum.

Posted in Rocker | Send feedback »

Bir kedi gördüm sanki...

July 6th, 2008

Geçenlerde bir arkadaşımın evine tesadüfen gelen yavru kediyle bana soracak bir sürü sorusu oldu. Ben de bizim adamı sokaktan aldığımız ilk günleri hatırladım. O sırada ne yapacağımı bilmiyor haldeydim. Ben de sorular soruyordum.

Bari dört buçuk yılda öğrendiklerimi aklıma geldiği kadarıyla yazayım. Aynı durumda olan birileri okursa faydalı olsun.

Kedilerin nankör olduğu düşüncesiyle yaşadım baya uzun bir süre. O zamanlar tüm hayvanların farklı davranışları olduğu ve insanla karşılaştırılmaması gerektiğini bilmiyordum. Bunu evinizde kendi türünüzden olmayan birileriyle yaşadığınız zaman öğreniyorsunuz.

kedi karalaması

Kedi nankör değildir.

Nankör olduğu fikri sanırım şundan dolayı yaygın : kediler tamamen evcilleşemez. Bu nedemek? Otur, kalk, terliğimi getir ulan gibi emirleri yerine getirmezler. Aptal olduğundan değil, başına buyruk olduğundandır. Evdeki bireydir, bu yüzden onun da ev üzerinde hakkı vardır. Hatta evi herkesten daha fazla sahiplenir.

"İran kedisi alacağım, siyam kedisi alacağım, onlar çok tatlı, hem çok uysal" gibi laflar çok sinirimi bozuyor. Kedi, kedidir kardeşim! Güzel görünen ve size ait bir şeyler istiyorsanız süs bitkisi alın, biblo alın. Tavsiyem şudur ki, sokakta tonla kedi var, sokaktan bir can kurtarın. Dükkandakileri zaten birileri mutlaka alıyor.

Eve kedi geldiği zaman ilk yapılacak şeyler, onu doktora götürmek, mama, kum ve tuvalet almaktır. Tuvaletlerin üzeri kapalı, kulübeye benzeyenlerini tercih edin. Ortalığa tuvaletlerini yapmaktan hoşlanmazlar. Tuvalet eğitimi vermenize gerek yok. Bizimkiler tereddütsüz tuvaletlerine girip yaptı.

Kediler temiz hayvanlardır. Tüyleri de dökülmese bal dök yala o derece...Devamlı kendilerini temizlerler. Kötü kokmazlar.

Arada bir pirelenebiliyorlar. Hele dışarı çıktıysa mutlaka pirelenir. Bunun çözümü kolaydır. Pet Shop denilen dükkanlardan veya doktordan boyun damlası alabilirsiniz. Doktora götürürseniz o da yapar. Ama kolaydır. Hayvanı tutup, yalayamadığı tek yer olan ensesine bu damlayı damlatmanız lazım. Yarım saat falan ensesini bir yerlere sürttürmemeye çalışın. Ertesi gün pire falan kalmaz. Bu arada onlardaki pireler insanlarda yaşamıyor. Üstünüze atlayıp bir iki ısırabilir ama sadece kedide yaşar, onun kanıyla beslenir. Damlanın amacı da içindeki maddenin deri yoluyla kana karışıp onu içen pireleri öldürmektir.

Aşıları için doktorla konuşmanız lazım. Dışarı çıkıyorsa, karmaydı, kuduzdu hepsini yaptırın derim. Evdeki herkesin sağlığı için üç ayda bir yapılan kist aşısı vardır. Bunu yaptırmadığınız zaman hayvan küçük beyaz kımıl kımıl kurtlara sahip olur. O kurtların tüylere yapışan yumurtalarını yutarsanız vücudunuzda kist olma olasılığı meydana gelir. Biz üç ayı tutturamayabiliyoruz ama kurt gördüğüm anda hemen doktora götürürüm, bunlar kediyi de rahatsız ediyor çünkü.

Kedinin karşısındakilerle iletişim kurarken olmazsa olmazı ısırmaktır. Nihayetinde avcı bir hayvan olduğu için ısırarak oyun oynar. İnsanların baya mağdur olduğu bir konu bu. Biz ısırılmaya alışık olmadığımız için canımız yanabiliyor :) Bunun çözümü öncelikle evdeki kedi tekse yanına bir arkadaş getirmektir. Tek başına olan kediler çok sıkılırlar. Tek başına olan herkes çok sıkılır :) Psikolojisi için iyi değil. O yüzden eve kedi alacaksanız en az iki tane almanız lazım. Onlar birbirleriyle takılır, oynar ve sizi değil birbirlerini ısırırlar. Sizi ısırdığı zaman da aşırı tepki göstermemelisiniz. Bunda hoşnut olmadığınızı normal bir şekilde gösterip dikkatini başka yere çekmeyi, ona başka bir oyun sunmayı denemelisiniz. Başka türlü asla vazgeçmez...

Diğer konuları daha sonra aklıma geldikçe yazacağım.

Posted in hayvancıklar | Send feedback »

Def Leppard - WhiteSnake canlı canlı!!

June 27th, 2008

İkisine de bayılırım. Whitesnake'i geçen yıl izleyip çıldırmıştım. Tekrar gideceğim. İlk konser muhteşemdi.

Def Leppard'ı da seviyorum. Onları canlı izlemek de harika olacak.

Elimizi çabuk tutalım. Biletimizi alalım. 6 Temmuz Pazar, Parkorman'da...

Do you wanna get rocked??

Biraz tuzlu ama...Şurdan temin edilebilir..

Posted in Rocker | Send feedback »

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 ... 28 >>
  • August 2008
    Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
     << <   > >>
            1 2 3
    4 5 6 7 8 9 10
    11 12 13 14 15 16 17
    18 19 20 21 22 23 24
    25 26 27 28 29 30 31
  • RDG Network Blogs

  • This blog contains all user blogs in rdg network

    • Recently
    • Archives
    • Categories
    • Latest comments
  • Search




  • Categories

    yazılım geyiklemeleri

    • Ben kimim ?
    • Coding
      • Öfkeli Coder
      • Base Class Library
      • c#
    • Haberler
    • Java
    • Microsoft
    • Yazılım
      • Algoritma Soruları

    piskopat sığınma evi

    • İstanbul'da hayat
    • çiziktirik
    • filim
    • genel
    • hayvancıklar
    • kitap
    • Rocker
    • web tasarımı
  • The requested Blog doesn't exist any more!
  • XML Feeds

    • RSS 2.0: Posts, Comments
    • Atom: Posts, Comments
    • _rdf: Posts, Comments
    What is RSS?
blog soft

©2008 by admin | Contact | Design by Michael | Credits: blog tool | dedicated servers | authors